Toma Hasan Aydın
Merhabalar,
Benim StarDogs Pozitif Eğitim Akademisi’ne dahil olma hikayem aslında bundan yaklaşık 45 yıl önce başlamış, tabi ki o zaman bunun farkında bile değildim ve bu noktaya geleceği aklımın ucundan geçmiyordu.
Vardığım noktada ise, Mehveş Hoca’nın özenle oluşturduğu ve pozitif eğitim felsefesine gönülden inanan bu aileye katılmış olmaktan çok memnunum. Özenle hazırlanmış detaylı eğitimin haricinde her ihtiyacım olduğunda kendisinden ve diğer arkadaşlardan 7/24 doğru bilgi ve yönlendirme alabilmek, ayrıca yıllar sonra bile eski-yeni tüm mezunlar, artık marka olmuş eğitmenler ve eğitimi devam edenlerle aynı çatı altında bilgi paylaşımına devam edebileceğimi bilmek bana büyük güven veriyor.
Hikayeme dönecek olursak, sebebini bilemiyorum ama kendimi tanımaya başladığım günden itibaren doğaya, hayvanlara, özellikle böceklere karşı apayrı bir ilgim vardı. Aslında bu “ilgi” kelimesi tam karşılığı değildi hissiyatımın, çünkü daha ziyade sevgi, saygı ve hayranlık doluydu.
İlkokula başlamadan, büyüyünce zoolog olup böceklerle yaşama ve onları gözlemleme fikri kafamda netleşmişti. O zaman entomoloji adında bir bilim dalının varlığından haberdar değildim, veterinerlik ise daha çok biyoloji ile ilgiliydi. Bense onların sosyal yaşamlarını, iletişimlerini ve etkileşimlerini anlamak istiyordum.

Üniversiteye kadarki zamanımı, hem evde birlikte yaşama şansı bulduğum pek çok hayvanı (kertenkeleler, kara kaplumbağaları, saka, ebabil, kanarya, muhabbet kuşları, keklikler, kartal, hamsterlar, sincap, çeşitli örümcekler ve irili ufaklı neredeyse tüm çiftlik hayvanları), hem de dışarıda karşılaştığım diğer hayvanları inceleyerek geçirdim.
Üniversitede bölüm seçimi zamanı geldiğinde, kimsenin onaylamadığı Zooloji benim tek tercihimdi. Eğitimi tamamlamamış olsam da, bana çok şey kazandırdı.
Sonraki yıllarda, farklı üniversitelerde eğitim alırken hem evdeki, hem de dışarıdaki tüm hayvanlara mümkün mertebe yakın olmaya çalıştım.
İş hayatına atıldığım dönemde ise maddi getirisi olan (bence dünyevi) işlerde çalışmanın yanında, hayvanlarla olan ilişkim artarak devam etti.
Zamanla böceklere olan ilgimle fotoğrafçılık bilgimi harmanlayıp, böcek fotoğrafçısı ve fotoğraf eğitmeni oldum. Bu “iş” hem maddi hem de duygusal anlamda beni çok tatmin ediyordu çünkü mesleğimi yaparken böceklere yakın kalabiliyordum. Beden dili okuma konusunda uzman olduğumu iddia edemem belki; ancak böcekleri gözlemleyerek kendimi epey geliştirdim diyebilirim. Çünkü onların mimik ve işaretleri insanlar veya diğer hayvanlardaki kadar belirgin değil, haliyle çok daha küçük detaylara dikkat etmek zorundaydım ve bu tecrübenin hayvan ve insanlarla olan eğitim ve sosyal hayatımda çok faydasını gördüm.

2013 yılına geldiğimde, envai tür hayvanla aynı evde uzun süreler yaşamış olmama rağmen, henüz hiçbir köpekle birlikte yaşamamıştım ve sokaktan bir yavru sahiplendim.
Adı Zeytin oldu, iki yaşına gelene kadar (hem benim acemiliğim hem de çocuğun sağlık problemleri nedeniyle) bazı zorluklar olsa da, bu dünyada adeta cenneti yaşadığımı söyleyebilirim.
Ancak iki yaşını doldurduğu akşamki yürüyüşümüz sırasında, yani tek gecede, üst üste birkaç kötü deneyim yaşadı (gök gürültüsü, silah sesi, köpek saldırısı, aniden bağırıp koşturan çocukların arasında kalma, havai fişekler). Cehaletim kaynaklı, öneminin farkında bile olmadığım, bebeklikten kalan bazı korkuları vardı zaten, ama o akşam yaşadıklarıyla birlikte tamamen korku odaklı, evden çıkmak istemeyen ve korkudan titreyen bir köpeğe dönüştü.
Bir gün öncesine kadar küçük mimiklerle bile şakalaşabildiğim keyif dolu çocuk, ertesi gün dışarıya çıktığında epilepsi nöbeti geçirir gibi titrer olmuştu.
Takip eden iki yıl boyunca veterinerler, eğitmenler, terapistler, sakinleştiriciler ve antidepresanlarla süreci yürüttük fakat Zeytin’in korkularında belirgin bir değişim olmamıştı.
Sonrasında tanıştığımız muhteşem üç veteriner ve bir pozitif eğitim uzmanı sayesinde, Zeytin’in korkuları çok daha kontrollü hâle geldi ve eskisi kadar olmasa da dışarıda tekrar keyif almaya başladı. Süreç içinde ben de mecburen bolca bilgi edinmek durumunda kalmıştım. Bu sayede de kalan eğitim/terapiye, dışarıdan desteğe ihtiyaç duymadan, kendimiz devam edebildik ve Zeytin altı yaş civarına geldiğinde bildiğimiz muhteşem hâline yaklaşık yüzde 80 oranında dönebilmişti.
Zaten sosyal hayvanların tek olmaması gerektiğine inandığım için artık ikinci köpeği sahiplenebilirdim. Aslında geç bile kalmıştım ama Zeytin düzelmeden cesaret edememiştim. Bu sefer de barınaktan, tahminen dört-beş yaşlarında bir dişi olan Salya’yı sahiplendim. Onun da farklı kronik problemleri olduğu, sağlık sorunları düzeldikçe ortaya çıkmaya başladı.
Salya’nın sorunları konusunda da, öncesinde pozitif eğitim modeliyle tanışmış olmam ve o güne kadarki deneyimlerim çok fayda sağladı; ancak Salya’nın problemlerinin çözülmesinde asıl katkı Zeytin’den gelmişti. Pozitif eğitim, birlikte atlattığımız zorluklar ve kendisinin yaşıyla gelen olgunluğu, aramızdaki iletişimi çok daha güçlendirmişti. Neticede beni ve Salya’yı o kadar özenle eğitti ki, iki yıl sonunda, yedi-sekiz yaşlarında iki muhteşem yaratık çıktı ortaya.


Özellikle Zeytin, bana gerçek anlamda cenneti yaşattı ve şimdiye kadar en fazla bilgi aldığım eğitmenim oldu (affınıza sığınıyorum Mehveş Hocam🙂). Dışarıdan bakıldığında sanki ben onu gezdiriyormuşum gibi görünse de, aslında o beni ve Salya’yı hem gezdirip hem de eğitiyordu. İncecik bir iplikle, adeta dantel örer gibi bizi ilmek ilmek işledi.
Zamanla, bu süreçte edindiğim bilgi ve tecrübeleri kullanarak, tamamıyla amatör bir yaklaşımla, köpeğiyle problem yaşayıp onu evden gönderme noktasına gelenlere yardımcı olmaya ve sahipsiz köpeklerin daha kolay yuva bulabilmesi için ufak eğitimler vermeye başladım.
Çalıştığım köpek sayısı arttıkça, yapacağım en küçük hatanın bile bir köpeğin hayatını doğrudan etkileyebileceğini fark ettim. Bu yüzden daha da derin araştırmalar yapmam gerektiğini anladım.
Bir noktada, internetteki bilgi kirliliğinin ötesinde, akademik makaleler ve araştırmaların doğruluğundan emin olsam da, kendi bilgi ve tecrübeme tam güvenemediğim için hata yapma ihtimalimin hâlâ yüksek olduğunu düşünüyordum, ki bu nedenle köpek eğitmenliğini gerçekten POZİTİF, doğru, güncel ve sistemli bir şekilde nereden öğrenebileceğimi bulmaya çalıştım. Farklı eğitim programları sunan birçok saygın kurumla da görüştüm; ancak Mehveş Hoca ile yaptığımız uzun telefon konuşması neticesinde StarDogs Pozitif Eğitim Akademisi’nin benim düşünce yapım ve eğitim anlayışım için en uygun yer olduğuna karar verdim. Bu sayede daha fazla hayvana, daha keyifli hayatlar yaşama şansı verebileceğimi anladım.
Açıkçası, hâlâ da aynı kanaatteyim.
Sonuç olarak StarDogs Akademisi’ne, Mehveş Hocam’a, tüm StarDogs ailesine ve başta Zeytin olmak üzere tanıştığım tüm hayvanlara bana kattıkları için samimiyetle çok teşekkür ediyorum.



