Hayvan Sağlığında Fiziksel ve Psikolojik Problemler Arasındaki İlişkiye Bir Bakış
Biz veteriner hekimler genel olarak hayvanların fiziksel durumları ile ilgili söyleyemediklerine odaklanıyor; çeşitli teknikler, testler, görüntüleme yöntemleri ile onları ortaya koymaya, anlamaya çalışıyoruz. Fiziksel durumlarını yakından etkileyen duygusal ve zihinsel gereksinimlerine ise yeterince değinmiyor, kendimizi de hayvan yakınlarını da bu konuda gereğince bilgilendirmiyoruz.
Veteriner tıp ve genel olarak sağlık alanı derya deniz. Tek bir kişinin, tek bir hekimin bu alanın her noktasına hâkim olmasını beklemek ne gerçekçi ne de adil olur. Bununla birlikte, hayvan yakınlarını, eğitmenleri ve genel olarak hayvan refahı konusunda daha yüksek farkındalığa sahip olmasını arzuladığımız herkesi konu ile ilgili güncel, bilimsel ve güvenilir bilgi ile buluşturmak da veteriner hekimler olarak bizim sorumluluğumuzda.

Bu amaçla, hayvan davranışları/psikolojisi ve veteriner psikiyatri alanları ile ilgilenen bir veteriner hekim olarak, konu ile ilgili aldığım eğitimler ve yaptığım okumalar temelinde bir yazı dizisi hazırlamaya karar verdim. Çıkış noktasını Veterinary Psychiatry of the Dog kitabının oluşturduğu bu yazı dizisinde, hayvan sağlığında fiziksel ve psikolojik problemler arasındaki ilişkiyi inceleyeceğiz.
Fiziksel ve Psikolojik Problemler Arasındaki İlişki
Fiziksel ve davranışsal/psikolojik/psikiyatrik bozukluklar arasında çift yönlü bir ilişki vardır. Hayvan davranışlarında, özellikle aniden ortaya çıkan pek çok değişiklik, veteriner hekimliğin çalışma alanını oluşturan birçok farklı patolojik durum ile ilişkilendirilebilmektedir. Dermatolojik, nörolojik, cerrahi, hayvanın içinde bulunduğu yaş grubu veya beslenme düzeyi ile ilişkili, üreme sistemi ile veya iç organlarda meydana gelen bozukluklar (iç hastalıkları) ile ilişkili problemler ağrıya veya strese ve dolayısıyla davranış değişikliklerine yol açabilmektedir. Benzer şekilde, hayvanın psikolojik durumunda ve davranışlarında meydana gelen değişiklikler de fiziksel patolojiler doğurabilmektedir.
Fiziksel sağlıkta meydana gelen bozulmaların pek çoğu ilk olarak davranış değişiklikleri ile kendini gösterir. Hatta bazı durumlarda hayvanın hasta olduğuna işaret eden tek belirti davranışlarında meydana gelen değişikliktir. Hayvan etkileşim kurmaktan kaçınmaya başlayabilir, uyaranlara karşı daha duyarlı ve tahammülsüz hale gelebilir, saldırganlık gösterebilir, kendini normalin dışında yalamaya veya dişlemeye başlayabilir, normalden daha az veya daha çok mama tüketebilir, tuvalet alışkanlıkları değişebilir vb.
Veteriner pratikte, davranışlarda bir değişiklik ya da bir davranış problemi söz konusu olduğunda, ilk olarak bu duruma yol açan bir fiziksel patolojinin olup olmadığı araştırılır. Bu amaçla genel ve özel muayene yöntemlerinden yararlanılır; kan tahlillerine, idrar ve dışkı incelemelerine, radyografi, ultrasonografi, bilgisayarlı tomografi gibi görüntüleme yöntemlerine başvurulur. Bazı durumlarda oldukça kapsamlı (ve bir o kadar da maliyetli) olabilen bu inceleme sürecinin sonunda davranış değişikliği ile ilişkilendirilebilecek bir fiziksel patoloji bulunamazsa, ancak o zaman bu durum psikolojik/psikiyatrik bir durum olarak tanımlanabilir.
Veteriner hekimlerin olası fiziksel hastalıkları elemeye öncelik vererek psikolojik/psikiyatrik problemleri geri plana atma eğiliminde olmasının haklı gerekçeleri vardır. Yalnızca davranış değişiklerine odaklanıp bu değişikliklerin arkasında yatabilecek fiziksel/tıbbi nedenleri görmezden gelmenin, mevcut bir fiziksel patolojinin tanımlanmasını ve tedavi edilmesini geciktireceği, hatta bazı durumlarda imkânsız hale getireceği unutulmamalıdır.
Öte yandan, olası tüm fiziksel patolojileri eleme çabasının da psikolojik problemlerin değerlendirilmesinin ve çözüme ulaştırılmasının gecikmesine neden olabileceği de göz ardı edilmemelidir. Fiziksel bir hastalığın tanımlanması durumunda bu problemler doğrudan yok sayılabilmekte ve giderek büyüyebilmektedir. Dahası, psikolojik bozukluklar da fiziksel patolojilere neden olabilmekte veya fiziksel patolojilerin tedavi sürecini olumsuz etkileyebilmektedir.
Fiziksel ve psikolojik sağlığı birbirinden keskin çizgilerle ayırmak pek mümkün değildir. Bu nedenle, hekime başvurma nedeni ister fiziksel ister davranışsal olsun, hekimin problemi ele alırken her iki boyutu da (hatta çoğu kez sosyal, çevresel, ekonomik vb. etkenleri de) göz önünde bulundurmasında ve davranış problemlerinin çözümünde hayvanın bakımından sorumlu olan hayvan yakınları ve hayvan ile hayvan yakını arasında doğru bir iletişim dili oluşturmayı, “korku yerine güveni, baskı yerine iletişimi, itaat yerine öğrenmeyi” hedefleyen eğitmenler ile iş birliği yapmasında yarar vardır.
Bir sonraki yazımızda, psikolojik durumu ciddi şekilde etkileyebilen duyusal ve duygusal bir deneyim olan ve hem fiziksel hem de psikolojik değerlendirmenin bir parçası olması gereken “ağrı” konusunu ele alacağız.
Kaynak:
Bu yazı, StarDogs Eğitimciler Akademisi mezunu Pozitif Köpek Eğitmenlerimizden Veteriner Hekim Alev Elçin Cankur tarafından kaleme alınmıştır.



