Kedim ile Ortak Dilimizi Nasıl Bulduk?

Merhaba, ben Mina.

Yaklaşık 5 aydır StarDogs Eğitimciler Akademisi’nde eğitim alıyorum. Hayatımın her döneminde kalbimde ayrı bir yeri olan hayvanları daha derinden anlamak, onlarla doğru iletişim kurmanın yollarını öğrenmek ve hem onların hem de birlikte yaşadıkları insanların hayatını kolaylaştırabilmeyi öğrenmek beni çok mutlu ediyor.

Sizinle, bu eğitimin kendi kedimle olan ilişkimi nasıl kökten değiştirdiğini paylaşmak istiyorum.

Yol arkadaşım Tof, 4 senedir bizimle; şu an 5 yaşında dünyalar tatlısı bir kız. Bebekken sokakta geçirdiği bir hastalık nedeniyle görme yetisini büyük ölçüde kaybettiğini düşünüyoruz. Biz onun üçüncü eviyiz; bizden önceki evlerinde tam olarak neler yaşadığına dair pek bir fikrimiz yok. Birlikte yaşamaya başladığımızda, Tof’un iletişim kurma biçimi beni çok şaşırtmıştı. Sürekli talepkârdı ve bu taleplerini kendine has, oldukça “gürültülü” yöntemlerle ifade ediyordu.

Kedim ile Ortak Dilimizi Nasıl Bulduk - StarDogs
Kedim ile Ortak Dilimizi Nasıl Bulduk - StarDogs

Ev içindeki davranışlarının aslında bir şey anlatmaya çalıştığını hissediyordum ama bu mesajların tam karşılığını bir türlü çözemiyordum. Örneğin; günün belirli saatlerinde buzdolabının üzerine çıkıp bağırmalar, ilgi görmediğinde mutfak tezgahındaki her şeyi yere atıp kırmalar veya geceleri herkesi ayağa kaldıran çığlıklar… Bunlar dışarıdan “tipik kedi yaramazlıkları” gibi görünebilir; ancak asıl sorun Tof’un bir türlü yatışamamasıydı. İhtiyaçları karşılansa da, uzun uzun oyunlar oynansa da, maması suyu tam olsa da o gergin hali asla geçmiyordu.

Altta yatan fiziksel bir sorun olabileceğini düşünerek defalarca veterinere gittik fakat tıbbi bir cevap bulamadık. Sonunda bu davranışların, görme engelinin de etkisiyle gelişen kronik strese bağlı olabileceği söylendi. Bu süreçte biz de yorulmuştuk ve farkında olmadan tepkiselleşmeye başladık. Evde sürekli “Yapma kızım!”, “Dur kızım!”, “Hayır!” sesleri yankılanıyordu. Durum öyle bir noktaya geldi ki, ilk yılımızın sonunda Tof stres kaynaklı sistit oldu.

O an anladım ki, onun stresini nasıl yöneteceğimiz hakkında en ufak bir fikrimiz yoktu. Hatta bizim tepkiselliğimizin, onun bu davranışlarını daha da pekiştirdiğini fark edememiştik. Bir yandan çok sevdiğim kedimin huzurlu bir hayatı olmasını istiyor, bir yandan da ona yardım edemediğim için kendimi inanılmaz yetersiz ve stresli hissediyordum.

Daha sonra yolum StarDogs Eğitimciler Akademisi’yle kesişti. Aldığım eğitimlerde, öğrendiğimiz pozitif metotların aslında sadece köpekler için değil, tüm canlılar için geçerli bir iletişim anahtarı olduğunu fark ettim. Hemen Tof ile denemeye başladım.

Aslında bugüne kadar birbirimizi hiç anlamadığımızı; benim ona rehberlik etmek yerine sadece “kızan”, onu daha çok strese sokan bir tarafta kaldığımı gördüm. Aramızda ortak bir dil oluşturmak için kolları sıvadım. Ben “kızan” değil, “yol gösteren ve sakinleşen” bir ruh haline geçince, aramızdaki mesafe inanılmaz bir hızla kapandı.

Kediler, köpeklere kıyasla çok daha nevi şahsına münhasır ve keyif odaklı canlılar olabilirler; ancak onlarla da ortak bir frekans bulduğunuzda, ilişkiniz radikal bir şekilde dönüşebiliyormuş. Bugün geldiğimiz noktada o anlamsız bağırmalar, eşyalara verilen zararlar ve sürekli tetikte olan beden dili büyük ölçüde azaldı. Hala gidecek çok yolumuz var fakat Tof’un ruh halinin gitgide sakinleştiğini görmek çok büyük bir ödül.

Anladım ki; doğru iletişim, sabır ve pozitif yaklaşım sadece bir eğitim metodu değil, bir canlının ruhuna dokunmanın en saf yoluymuş.

Bu yazı, StarDogs Eğitimciler Akademisi mezunu Pozitif Köpek Eğitmenlerimizden Mina Çelik tarafından kaleme alınmıştır.

SİZ DE AKADEMİ'YE KATILIN
KÖPEK EĞİTMENLİĞİ REHBERİ
Bu yazıyı paylaşın